Patronunuz bir gün sizi odasına çağırıp yerinize bir robotu işe aldığını söylediğinde şimdiki kadar robotsever olacak mısınız? R2-D2’si olsun, Asimo’su olsun, Wall-e’si Chappie’si olsun; tüm iyi niyetli ve sevimlilik muskası robotlara sinkaflı küfürler savuracak mısınız? Daha fenası, sevgilinizin sizi bir robot için terk ettiğini (olmaz demeyin) düşünün. Tamam, böyle dedim diye lütfen kesme tahtasıyla mutfak robotunu dövmeyi düşünmeyin.

Geçmişte çoğunlukla korkunç ve tehditkâr bir surette tasvir edilmişti robotlar. Galiba son korkunç robot Terminatör idi. Robocop bize belki de ilk defa “robotlar da sever” diye düşündürttü. Daha pek çok kötü ve iyi robot geldi geçti yazı, çizgi ve sinema dünyamızdan. Hayali değil de, gerçek robotlar hayatımıza ufak ufak sokuldukça ne denli sevimli ve dünyalar tatlısı olabileceğini görmeye başladık. Kim derdi ki şarj etmesek toz içinde kenarda duracak bu robotlar gün gelecek işimizi elimizden alacak. Bakmayın makara yapıyor göründüğüme. Durum ciddi. Yakın gelecekte bunun gibi satırları size benim yerime bir robot arkadaş yazıyor olabilir.

 

Robotlar, 2020’de milyonlarca iş kolunu etkileyecek
Geçtiğimiz hafta Davos’un buz gibi sularından gelen haberlerden biri, “2020’de 5 milyon iş kolunda çalışanların yapay zeka, biyoteknoloji ve robotlar yüzünden işsiz kalacağı” oldu. Dünya Ekonomik Forumu’nda duyurulan bu rapor, özellikle beyaz yakalı çalışanların “dördüncü sanayi devrimi”nin tehdidi altında olduğunu bildiriyordu. Robotların uzun süredir otomasyon alanında ciddi görevler üstlendiğini, şirketlere önemli avantajlar sağlarken, milyonlarca insanı işsiz bıraktığını biliyoruz. En azından bir defa televizyonda otomobil fabrikasında robotların nasıl üretim yaptığını görmüşsünüzdür. Bu gelişmenin hem robot donanımları hem de yapay zeka alanında katlandığını hesap edersek, yakın zamanda sizlerin de işini tehlikeye atabileceğini söyleyebiliriz. Davos’ta, uzun vadede istihdam sorununun ortaya çıkmaması için alınması gereken tedbirler üzerine de konuşuldu.

 

İşsiz kalacaklar yeni beceriler geliştirecek
Bank of America tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre, robotların üretimde bugün üstlendiği %10’luk görev oranı, 2025 yılında % 45’e ulaşacak. Risk sıralamasında ilk sırayı veri analistleri ve bankacılar alıyor. İşinin ehli robotların ticarileşmeye başlamasından sonra, yaygınlık kazanmalarını sağlayacak etken fiyatlarının düşmesi olacak. Yani istihdam konusunda tehdit ilk küçük dalgadan sonra dev bir tsunamiye dönüşecek.

Robotların öğrenme, ses ve yüz tanıma, konuşma yeteneklerinin artması, kullanım alanının çok hızlı biçimde artmasını sağlayacak. Düşük işgücü maliyeti ve yüksek verimlilik için şirketler pozisyon alırken, benzer bir durum ülke ekonomileri için de geçerli. Günümüzün üretim devi ülkeleri (evet Çin) robot faktörü karşısında nasıl refleks geliştirecek, bunu göreceğiz.

Robotların iş gücü olarak kullanımı, pek çok olumlu ve olumsuz gelişmeyi tetikleyecek ve kuvvetle muhtemel ki, insanlar arasındaki eşitsizliği dramatik biçimde artıracak. Düşük ve orta beceriler gerektiren işler robotların ilk hedefi olacak. Benzer bir durum Sanayi Devrimi sırasında da yaşandı. Makinelerin üretimde kullanılmaya başlanması, pek çok el işçisini zor durumda bıraktı. Onlar da kendilerini farklı beceriler konusunda geliştirmek durumunda kaldılar. Bu defa da benzer bir çıkış ve yeni beceriler için itekleyici olur mu bilemiyorum.

Hangi meslek grupları topun ağzında?
Gelelim yazının en civcivli kısmına. Raporda yer alan bilgilere göre, risk grubundaki iş kolları farklı yüzdelerle gruplandırılmış. İdari personel, spor hakemleri, modeller (oyuncu olurlar), el işçileri, tamirciler, bilgi işlemciler ve emlakçılar %90’lık risk grubunda yer alıyor. Yine bu yüksek dilimde yer alan iş kolları arasında rehberler, kasiyerler, sigorta satış acenteleri, perakende satış elemanları, vergi denetimcileri, tele marketçiler, muhasebeciler ve katipler yer alıyor.

Bir süre daha idare edebilecek meslek grupları ise %80’lik riskle taksi şoförleri, fırıncılar, kasaplar, eczacılar, garsonlar ve bunlara yakın hizmet sektörü çalışanları yer alıyor.

Yelpazenin diğer ucunda, yani risk oranı en düşük meslek ise doktorlar, psikologlar ve din adamları. Empati, sezgi ve sosyal beceri gerektiren işler teknolojik tehditten en uzak olanlar. Listede psikoglar, güvenlik görevlileri, öğretmenler ve sanatçılar da yer alıyor fakat ben bu ikinci kısım konusunda emin değilim.

Yani uzun lafın kısası, robotlar çok yakında aramızda olacak. Onları sevmeli mi savaş mı açmalı bilemiyorum ve sizlere bırakıyorum.